Meslek Etiği, Liyakat ve THS

0
590

Liyakat, kelime anlamı olarak bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluğunu ve yaraşırlığını tanımlanmaktadır. Genel anlamda her insana hak ettiğinin verilmesini ifade eden adalet, herkesin yeteneklerine uygun olan işle meşgul olmasını ifade eden liyakati gerekli kılmaktadır.

Adaletin en güzel tezahürlerinden biri olan liyakatin kamu yönetiminde uygulanması, kamu yönetiminin en önemli unsuru olan ‘insan’ unsurundan verim elde edilmesini ve yönetimin başarılı olmasını sağlamaktadır. Liyakat ve adalet ile ilgili tarihi ve güncel fikir ve düşünceler üzerine oluşturulan bu çalışmada öncelikle ‘liyakat’ kavramı açıklanmıştır. Çalışmanın devamında ise liyakat kavramı adalet temelinde değerlendirilerek kamu yönetimi açısından önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada bir yandan liyakatin adalet ile sağlanabileceği ortaya konmaya çalışılırken, diğer yandan liyakatin kamu yönetimi için vazgeçilmez bir kavram olduğu üzerinde durulmuştur.1

Meslek etiği ise, bir meslekle ilgili neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen, o meslekle ilgili birtakım davranış kuralları (etik kurallar) oluşturan ve mesleğe mensup kişilerin bu davranış kurallarına uymasını zorunlu kılan, uymayanları meslekten çıkaran, hizmet ideallerini koruyan ilkeler bütünüdür. Bu anlamda her mesleğin kendine özgü etik ilkeleri vardır.

Bu iki kavram birlikte değerlendirildiğinde iki kavramın da bir birinden bağımsız olmadığı, aslında iç içe geçmiş iki konu olduğu anlaşılacaktır. Meslek etiği ve liyakat gereği kamu görevlilerinin kendi alanlarında bir göreve görevlendirilmeleri gerekmektedir.

Örneklendirecek olursak, bir kamu hastanesine baş hekim olarak bir mühendis ya da bir mimar görevlendirlemeyeceği gibi teknik bir birime de farklı bir meslek grubundan birinin görevlendirilmemesi gerekmektedir. Malesef ülkemizde bu durum bu şekilde olmamaktadır.

Teknik açıdan herhangi bir bilgi birikimi olmayan bir idarecenin teknik bir birime amir olarak görevlendirilmesinin sorumluluğunu biraz da kendimizde aramızda fayda var. Ülkemizde bazı meslek gruplarının lobileri çok sıkı çalışırken teknik hizmet sınıfının sesi ise diğer meslek grupları kadar gür çıkmamaktadır.

Yıllardır biz hep kendi kendimize zarar verdik. 10 yıl önce sıradan bir üniversitede mühendislik okumak için ilk 30bin arasında olmanız gerekirken bugün ilk 250 bin arasında olmanız yeterli hale gelmiş durumdadır. Üniversitelerde artırılan kontenjanlar, yapı öğretmenlerinin dahi mühendis diploması almaya başladığı, bir mühendisle aynı haklara sahip olduğu bu sürecin, sistematik bir sindirilme politikası olduğunu anlamak için kaç yıl daha beklememiz gerekmektedir?

Liyakat ve meslek etiğinin yanında kamu mühendislerinin almış olduğu aylık ücretler çok komik durulara düşmüş durumda. Bunları konuşmak için çok geç kalmadık mı sizce de? Yıllar önce bunları konuşmamız gerekmez miydi?

Teknik Hizmet Sınıfı batıyor arkadaşlar…

Demem o ki biz bu şekilde çoook güdülürüz…

Erhan Baytak

  1. Çamur, Ö. (2020). Kamu Yönetiminde Liyakatin Önemi: Adalet Temelinde Bir Değerlendirme . Gaziantep University Journal of Social Sciences , 19 (2) , 459-474 . DOI: 10.21547/jss.542686 ↩︎

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.